Mehmet Rauf- Eylül
Eylül kitabını alalı epey bir zaman oldu benim için ama okumaya başlamakta tereddüt ediyordum psikolojik olduğu için. Belki bu benim mesafe koymama sebep oldu ama çok şükür sonunda okudum. Her kitabın bir zamanı olduğuna inanıyorum. Bu kitabı da bitirip içselleştirebildiğime göre zamanında okumuşum :)
Konusuna gelecek olursam; (Buralar spoilerlı olabilir baştan söylemiş olayım) Üç kişi başkarakterimiz; Süreyya, Suat ve Necip. Günümüzde Suat'ı erkek Süreyya'yı da daha çok kız ismi olarak kullandığımızdan benim kişi isimlerini tam anlamıyla sindirebilmem uzun sürdü. Süreye ve Suat evli bir çift, Necip ise bir akrabaları. Balık baştan kokar misali üç kişi başkarakterse yasak aşk çokta şaşırtıcı olmuyor. Ben kitaba başlamadan önce konusuna dair okuma yapmamıştım. Bu sebeple okumaya başladıktan sonra acaba böyle bir yasak aşk olabilir mi düşüncesi geldiğinde konusuna baktım ve öylelikle artık sürpriz olmaktan çıktı. Süreyya ailesiyle yaşadığı evden yaz aylarının bunaltıcı sıcaklıkları ve oranın sıradanlığı sebebiyle sıkılmış ve devamlı eşi Suat'a dert yanar haldeydi. Suat çocukları olmadığı için eşinin mutlu olmasıyla fazla ilgiliydi bu sebeple Süreyya'nın hayalini kurduğu boğazda bir yalıda geçirilecek yaz için babasından para istedi ve olumlu bir yanıt alınca hemen boğaza nazır bir yalı kiralandı. Necip ise onlar bu planları yaparken onlara yardımcı oldu. Kendisi daha çok İstanbul'da olduğu için çevreyi ve gezilecek yerleri, nasıl eğleniliri bilen birisiydi. Böylelikle bu üç kişi yaz boyu gezmelerde ve yalıda sık sık bir araya geldiler. Suat piyano çalıyor, Necip ona yardımcı oluyor ve arada yeni şarkılar getiriyor bunun üzerine sohbetler yapıyorlardı. Daha fazla olay örgüsüne girmek istemiyorum açıkçası. Bu süreçte başlarda Necip'in Suat'a olan ilgisi Süreyya ile aralarındaki muhabbetten gelen bir beğeni ve özenme gibi gelmişti, Necip'te bunu böyle yorumluyordu. Daha sonra görüşmeler arttıkça ve Necip hiç bir zaman Süreyya gibi sevilmediğini fark ettikçe bu sevgiye ne kadar çok ihtiyacının olduğunun farkına vardı ve Suat'a olan ilgisi farklı duygularla desteklendi. Suat ise Necip'in ona karşı farklı duygular beslediğinin başlarda farkına varamamıştı. Yalnızlığının içinde bir dost olarak görüyordu onu. Necip her ne kadar Suat ve Süreyya'nın evliliklerini ve iletişimlerini çok yüce bir yerde görüyor olsa bile bu öyle değildi. Bana göre Süreyya bencildi. Suat onun mutluluğu için bir çok şey yapsa bile Süreyya hep daha fazlasını istiyor, istediği şeylere erişemeyince de çocuk gibi mızmızlanıyordu. Yani bence biraz memnuniyetsiz biriydi. Elindekiler çok kıymetli olduğu halde ne tam anlamıyla farkında ne de şükreder bir hali vardı. Bu sebeple Suat'ta yavaş yavaş Necip'e gönülden bir bağ kurmaya başladı. Benim şaşırdığım nokta ise Suat'ın Necip'ten aşk itirafı aldıktan sonra aralarına mesafe koymak yerine kendisinin de karşı koyamayıp ona meyletmesiydi. Aslında dışardan mutlu görünen evliliğinin Suat için öyle olmadığı çok belliydi ve eşi tarafından pekte anlaşılmıyordu ama yine de Necip'in Suat'ı çok yüce bir yere koyduğu gibi bende koymuştum.
Bu ikili arasında gelişen aşk karşılıklı cümleler ve hareketlerden çok sessiz bakışmalar ve içsel konuşmalar üzerine oluyor. Bu sebeple aralarında bazı yanlış anlaşılmalar küskünlükler de olabiliyor. Yine konuşmadıklarından dolayı birbirlerine karşı olan hislerini anlamaları da çok uzun sürüyor ama birbirlerine çok derin bir aşk besliyorlar. Daha önce okuduğum Bir Aşk Sayfası kitabından dolayı sanırım bu aşkında mutsuz bir sona gideceğini düşünmüştüm. Kitap sonunda bu ikili için hiçbir şekilde bir kavuşma hayal edemiyordum çünkü Necip, Süreyya ile çok yakın arkadaş Suat ise Süreyya'ya ihanet edip terk edebilecek karakterde bir kadın değildi. Tabi zaman zaman Suat'ta bu ikileme çokça düşüyor özellikle kitabın sonuna doğru Süreyya ile yaşadığı fikir ayrılığında derin bir yara alıyor ve evliliğinin içinde aslında farkında olmadan kendisinin hep Süreyya ya ayak uydurduğunu fark ediyor. Bu onun için daha da can sıkıcı bir hal almaya başlıyor. Yine de evliliğinden vazgeçmiyor. Neciple yine en başındaki gibi sessiz bir anlaşma yapıyor ve ömürlerinin sonuna dek birbirlerinin seveceklerini söylüyorlar. Kitabın sonunda ise konakta bir yangın çıkıyor ve Suat içeride kalıyor. Bilin bakalım Suat'ı odasından kurtarmak için alevlerin arasından kim içeri dalıyor?
Ben biraz üstün körü geçtim ama Necip'in Suat'a beslediği aşk çok güzel işlenmiş. Bir anda değil yavaş yavaş ve bizim de aslında nasıl böyle derinden bağlandığını anlayabileceğimiz şeklinde ilerliyor. Aynı şekilde Suat'ın aşkı da çok derinden ilerliyor. Başta dediğim duygusal betimlemeler bu karakterler için. Şimdi düşündüğüm zaman Süreyya'ya dair çok fazla çıkarım yapamam çünkü onun bakış açısı aslında pek sunulmamış belki de o yüzden bana sığ bir adammış gibi geliyor. Daha çok kitabın özeti niteliğinde oldu bu yazım. Şunu belirtmeliyim ki her ne kadar yavaş ilerlesem de ben kitabı ve içindeki tahlillerini çok sevdim. Zaten klasiklerden olan bir kitap herkese okumasını tavsiye ederim :)

Yorumlar
Yorum Gönder